Bunun sorumlusu kısa anılarımız, 24 saatlik haber döngüsünün günlük akışı veya sosyal medyada üzerimize gelen bitmek bilmeyen bilgi yağmuru, ama hem Donald Trump'ın hem de Bill Clinton'ın yıllar boyunca kendi eşleri de dahil olmak üzere kadınlara ne kadar kaba davrandığını gerçekten anlamayan insanlar arasında beni de sayın.
(Blame it on our short memories, the daily grind of the 24-hour-news cycle, or the endless barrage of information that comes at us on social media, but count me in the number of people who did not truly understand how utterly gross both Donald Trump and Bill Clinton have been to women, including their own wives, across the years.)
Shaun King'in bu alıntısı, güçlü figürlerin kadınlarla olan geçmişinin sıklıkla gözden kaçan veya unutulan yönlerini gün ışığına çıkarıyor ve bizi, modern medyanın kaosu içinde onları göz ardı etmek veya görmezden gelmek yerine, rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmeye teşvik ediyor. Hızlı tempolu, 24 saat haber ortamımızda ayrıntılar hızla gizlenebilir veya unutulabilir, bu da birçok kişinin Donald Trump ve Bill Clinton gibi etkili adamların karanlık taraflarını gözden kaçırmasına veya göz ardı etmesine neden olabilir. Alıntı, toplumsal anlatıların, artık haber değeri kalmadığı veya üzerinde durmanın kültürel açıdan uygun olmadığı durumlarda davranışı nasıl sterilize etme veya normalleştirme eğiliminde olduğuna dair bir düşünceye yol açıyor. Bu rakamlara ilişkin algılarımızı yeniden incelememiz ve özellikle de yıllar içinde kadınlara yönelik muameleleri konusunda hesap verebilirliğin önemini değerlendirmemiz konusunda bizi zorluyor. Eşleriyle olan ilişkilerinden söz edilmesi, statüsü veya gücü ne olursa olsun hiç kimsenin incelemeden muaf olmadığının altını çiziyor. Bu alıntı, farkındalığın ve tarihsel hafızanın gerçek anlayış ve adalet için hayati önem taşıdığını güçlü bir şekilde hatırlatıyor. Cehalet sıklıkla kasıtlı olarak geliştirilir veya toplumda gezinmeyi kolaylaştırdığı için devam etmesine izin verilir, ancak gerçek ilerleme, rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmeyi gerektirir. Bunu yaparak, uygunsuz veya hoş olmayan davranışları mazur görmek yerine, gücün her düzeyinde dürüstlük ve saygı talep eden bir kültürü teşvik edebiliriz. Genel olarak, bu alıntı bizi kamuya mal olmuş kişileri ve onların miraslarını değerlendirirken daha dikkatli, eleştirel ve vicdanlı olmaya çağırıyor ve farkındalığımızın geçici manşetlerin ötesine geçerek onların zaman içindeki eylemlerinin gerçeklerine yayılması gerektiğini vurguluyor.