İnsanları yönetmek gibi bir hırsım yok; acı verici ve nankör bir makamdır.
(I have no ambition to govern men; it is a painful and thankless office.)
Thomas Jefferson'un yönetişim hakkındaki düşünceleri onun siyasi iktidarın getirdiği yüklerden hoşlanmadığını ortaya koyuyor. Tarih boyunca liderlik rolleri çoğu zaman sorumluluk, fedakarlık ve çoğunlukla övgü eksikliği ile ilişkilendirilmiştir. Jefferson'un sözleri, toplumsal düzen için gerekli olsa da otoritenin kişisel zorlukların kaynağı olabileceği ve gerçek erdemin ölçümünün, kişisel kazanç aramadan hizmet etme isteğinde yattığı anlayışının altını çiziyor. Açıklamada aynı zamanda alçakgönüllülük ve dürüstlük de ima ediliyor ve yöneticiliğin birçokları için arzu edilen bir uğraş olmadığı, aksine rahatsızlık ve nankörlük yaratabilecek bir görev olduğu vurgulanıyor. Bu bakış açısı bizi liderliğin doğası üzerine düşünmeye davet ediyor: özveri, dayanıklılık ve kişisel hırsın ötesinde bir hizmet anlayışı talep ediyor. İyi yönetişim, yükü taşımaya istekli, eleştirileri kabul eden ve ofisin doğasında var olan zorluklara rağmen kararlı kalan bireyleri gerektirir. Jefferson'un duruşu, mevcut ve gelecekteki liderlere, güç arayışının çoğu zaman hayal kırıklığına yol açabileceğini ve ideal liderin, kişisel hırslardan ziyade hizmet etme göreviyle motive edilen lider olduğunu hatırlatır. Ayrıca, kişinin değerlerini eylemleriyle uyumlu hale getirmesinin önemi ve liderliğin salt amaç olmaması gerektiği fikri üzerine düşünmeye teşvik eder. Bunun yerine, gerçek dürüstlüğe sahip olanlar yönetime alçakgönüllülükle yaklaşırlar, sorumluluklarının ağırlığını anlarlar ve hizmetlerinin çoğu zaman nankör niteliğinin farkındadırlar. Jefferson'un sözleri, gerçek liderliğin prestij veya güç arzusundan değil, hizmet ve fedakarlıktan kaynaklandığının bir hatırlatıcısı olarak yankılanmaya devam ediyor.