Ahlakın yalnızca bir seçim yapma cesaretinden ibaret olabileceğini sık sık düşündüm.
(I have often thought morality may perhaps consist solely in the courage of making a choice.)
---Leon Blum---
Bu düşündürücü açıklama ahlakın özünü derinlemesine inceliyor ve etik karar vermede cesaret ve kararlılığın önemini vurguluyor. Ahlak genellikle kurallar, ilkeler ve toplumsal normlardan oluşan karmaşık bir ağ olarak algılanır. Ancak Blum, ahlakın özünde, özellikle doğru yolun açık olmadığı veya evrensel olarak kabul edilmediği durumlarda, zor seçimler yapmak için gereken cesaret olabileceğini öne sürüyor.
Yargılanma, başarısızlık veya tepki korkusuna rağmen seçim yapma cesareti, yalnızca dış standartlara bağlılığa değil, içsel inanç ve cesarete dayanan ahlaki bütünlüğün altını çizer. Gerçek dünya senaryolarının çoğunda, ahlaki ikilemler siyah ve beyaz değildir ve doğru karar, önemli ölçüde kişisel risk veya toplumsal onaylamamayı içerebilir. Burada ahlaki güç, muhalefetle karşılaşıldığında bile kişinin inançlarına sadık kalmasıyla ilgili hale gelir.
Üstelik bu bakış açısı bizi, ahlaki eylemlerin ne sıklıkla zor kararlar alma isteğimize bağlı olduğunu düşünmeye zorluyor. Ahlaki gelişimin belirsizlik veya tehlike anlarında doğru hareket etme kapasitesiyle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Ahlaki bir hayat yaşamak sadece neyin doğru olduğunu bilmekle ilgili değildir; zorluk ne olursa olsun doğru olanın yanında yer almaya istekli olmakla ilgilidir.
Ahlakı bir cesaret eylemi olarak çerçeveleyen Blum, ahlaki davranışın merkezi olarak insanın cesaret kapasitesini yükseltiyor. Yalnızca kişisel dürüstlük değil, aynı zamanda uygunsuz veya riskli olsalar bile ahlaki açıdan doğru seçimler yapmaya hazır olan cesur vatandaşların toplumsal önemi üzerine düşünmeye davet eder. Aslında bu alıntı, adil ve etik bir yaşamın temel direği olarak ahlaki cesaretin gücünü övüyor.