Caz, her gece aynı notanın ancak her seferinde farklı şekilde çalınabildiği tek müziktir.
(Jazz is the only music in which the same note can be played night after night but differently each time.)
Ornette Coleman'ın bu sözü cazın özünü ve temel felsefesini güzel bir şekilde özetliyor. Caz, kendiliğindenlik ve bireysel ifadeye dayanan doğaçlama bir sanat formudur. Performansların oldukça yapılandırılmış ve öngörülebilir olduğu diğer pek çok türün aksine caz, her performansın benzersizliğinden güç alır. Aynı notanın her seferinde farklı şekilde çalınabileceği fikri duygunun, bağlamın ve kişisel yorumun önemini vurgulamaktadır. Her müzisyen kendi dokunuşunu, ruh halini ve doğaçlama yeteneğini getirerek her yorumu yeni bir deneyime dönüştürüyor. Bu değişkenlik cazı sürekli olarak canlı, dinamik ve öngörülemez kılan şeydir. Bir melodi veya tema çerçevesinde sınırları zorlayan ve yeni ifadeler keşfeden yenilikçilik ruhunu bünyesinde barındırır. Dinleyiciler için bu, bir caz performansına katılmanın asla basit bir tekrardan ibaret olmadığı, her dinlemede sürprizlerin ve ince nüansların sürekli ortaya çıktığı yeni bir yolculuk olduğu anlamına geliyor. Müzisyenler için dinleme sanatında ustalaşmayı, yani mevcut olmayı, duyarlı olmayı ve ana uyum sağlamayı teşvik eder. Özünde caz, insanlık durumunun akışkanlığını ve yeniden keşfetme kapasitesini yakalar. Bize tekrarın mutlaka durgunluk anlamına gelmediğini hatırlatır; daha ziyade ortak bir temel içindeki sonsuz farklılıkları keşfetme fırsatıdır. Bu ilke, tüm sanatçıları, tanıdık müzik notalarına bile yeni bir bakış açısı kazandırarak, caz müziğinin dokusunda yer alan yaratıcılığı yansıtarak, zanaatlarını sürekli olarak geliştirmeye iter.