Doktor, kendisinin yalnızca doğanın yardımcısı olduğunu unutup şevkle sahneye çıkarsa, doğanın zaten iyi yaptığı şeye o kadar katkıda bulunabilir ki, doğanın güçlerine kattığı güçle hastayı gerçekten şoka sokar.
(The doctor if he forgets he is only the assistant to nature and zealously takes over the stage may so add to what nature is already doing well that he actually throws the patient into shock by the vigour he adds to nature's forces.)
Bu alıntı, doktorların müdahaleleri ile insan vücudundaki doğal iyileşme süreçleri arasında sürdürmeleri gereken hassas dengeyi çok güzel bir şekilde özetlemektedir. Herbert Ratner bize bir doktorun rolünün doğaya hükmetmek ya da onu geçersiz kılmak değil, otoriter bir figürden ziyade kolaylaştırıcı olarak hareket ederek onu desteklemek olduğunu hatırlatıyor. Modern tıpta sıklıkla teknolojiye, ilaçlara veya agresif prosedürlere güvenme eğilimi vardır. Bu araçlar hayati öneme sahip olsa da aşırı istekli bir yaklaşım, hastanın fizyolojik durumunu zorlayarak geri tepebilir ve durumlarını kötüleştiren strese veya şoka neden olabilir. Doktorun 'sahneyi devralması' metaforu kibir ve aşırı müdahaleye karşı uyarıda bulunuyor. Alçakgönüllülüğün ve insan bedeninin doğasında var olan bilgeliğe ve dayanıklılığa saygının önemini vurgular. Bu içgörü, tıp profesyonellerini dikkatli ve dikkatli bir şekilde pratik yapmaya, ölçülü olmayı ve düşünceli karar almayı vurgulamaya zorluyor. Aynı zamanda tıbbın da ötesine uzanır: Bu prensip, insan çabasının doğal süreçleri aşmaya veya geride bırakmaya çalıştığı birçok alana genelleştirilebilir. Güç veya yoğunluk, incelik ve sabrı gölgede bıraktığında genellikle yarardan çok zarar vardır. Bu alıntı, müdahale ile vücudun kendi iyileştirme kapasitesi arasında uyumlu bir sinerjiyi teşvik eder. En iyi klinik sonuçların doğayı fethetmeye çalışmaktan değil, doğayla işbirliği yapmaktan kaynaklandığının dokunaklı bir hatırlatıcısıdır.