Bu konuda yapılacak hiçbir şey yok, hiçbir konuda yapılacak bir şey yok.
(There is nothing at all to be done about it, There is nothing to do about anything.)
T. S. Eliot'un bu alıntısı, modernist edebiyatta sıklıkla araştırılan bir tema olan derin bir varoluşsal boşunalık ve teslimiyet duygusunu yakalıyor. Eylem veya müdahalenin anlamsız göründüğü, belki de belirli gerçekliklerin değişmez doğasına içsel bir teslimiyeti yansıtan bir bakış açısı önerir. Tekrarlanan iddia, kişinin koşullar üzerinde kullanabileceği kontrol veya etki boşluğunu vurgulayarak çaresizlik veya kabullenme duygularını uyandırır.
Ancak daha derin bir düzeyde bu katı beyan, insanlığın durumu ve buna verdiğimiz tepkiler üzerine düşünmeye davet ediyor. Okuyucuyu eylemliliğin sınırlarıyla yüzleşmeye ve amansız çabanın her zaman haklı ya da etkili olup olmadığını sorgulamaya zorluyor. Hayatta en iyi yolun değişmez olanı kabul etmek ve direniş yerine bir tür barışı benimsemek olduğu anlar olabilir.
Dahası, anlamın eylemlere ya da dış dünyaya içkin olmadığı, anlamsızlığa ya da görünürdeki atalete rağmen birey tarafından inşa edilmesi gerektiği yönündeki varoluşçu düşünceyi yansıtır. Alıntı kasvetli görünse de, aynı zamanda bu sınırları anlamanın doğasında var olan varoluşsal bir özgürlüğe de işaret ediyor: dinginliği veya kabullenmeyi seçme özgürlüğü.
Genel olarak bu pasaj, atalet, kabullenme ve insanın çaresizliğinin duygusal manzarası üzerine derin bir meditasyon olarak yankı buluyor ve bizi karmaşık, genellikle kayıtsız bir dünyada durup etkimizin sınırlarını tanımaya teşvik ediyor.