Artık 'yeşil mimari' olarak adlandırılan şey, mimarlığın uzun yıllardır ilgilendiği sürdürülebilirlikle ilgili konuların çok daha derinlemesine ele alınmasının fırsatçı bir karikatürüdür. Bu konularla derinden ilgilenen ve bunlara entelektüel bir karşılık veren ilk mesleklerden biriydi.
(What is now called 'green architecture' is an opportunistic caricature of a much deeper consideration of the issues related to sustainability that architecture has been engaged with for many years. It was one of the first professions that was deeply concerned with these issues and that had an intellectual response to them.)
Alıntı, sürdürülebilirlikteki derin köklerini gözden kaçırarak fırsatçı bir karikatüre dönüştürülerek bir şekilde önemsizleştirildiğine veya aşırı basitleştirildiğine işaret ederek 'yeşil mimarinin' çağdaş anlayışına ve markalaşmasına meydan okuyor. Bu bize mimarlığın bir disiplin olarak çevresel ve sosyal sorumluluklarla mücadelede uzun süredir ön sıralarda yer aldığını hatırlatıyor. Bu entelektüel katılım, başlangıçta mevcut olan derinliği veya titizliği tam anlamıyla yansıtmayan akılda kalıcı etiketler ve trend odaklı uygulamalar lehine sıklıkla göz ardı ediliyor.
Açıklama, modern toplumun sürdürülebilirlik çabalarını nasıl algıladığı üzerine düşünmeye davet ediyor. Çoğu zaman, çağdaş yeşil tasarıma pazar odaklı veya stilistik bir mercekle bakılıyor; belki de sistemik değişim ve bütünsel düşünce yerine modaya uygun malzemeler veya estetik gibi yüzeysel özelliklere öncelik veriliyor. Aynı zamanda, tarihsel olarak yerleşmiş önemli değerlerin, çağdaş taleplere uyacak şekilde yeniden paketlenirken ne kadar sulandırılabileceğinin bir eleştirisi olarak da hizmet ediyor. Mimarlar geleneksel olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir eklenti olarak değil, ekolojik kaygıları, kaynak yönetimini ve sosyal etkiyi birbirine bağlayan bütünleyici, çok yönlü bir sorun olarak görüyorlardı.
Bu bağlamda alıntı, mimaride sürdürülebilirlik konusunda daha derin bir entelektüel ve etik ilişkiye geri dönmenin gerekliliğinin altını çiziyor. Aynı zamanda diğer meslekleri, mimarlık camiasının moda sözcüklerin ötesine geçerek gerçek anlayış ve yeniliğe uzanan uzun süreli çevresel kaygılara olan bağlılığını takdir etmeye ve bundan ders almaya teşvik eder. Sonuçta bu, sürdürülebilir bir geleceğin düşünceli ve anlamlı bir şekilde şekillendirilmesinde disiplinin katkılarının ve sorumluluklarının tanınmasına yönelik bir çağrıdır.