İş, birçok işkolik için "dini" deneyimin yerini tutan bir deneyimdir.
(Work is a substitute "religious" experience for many workaholics.)
Bu alıntı, birçok bireyin işlerine neredeyse dini bir önem atfetme eğilimini vurgulamaktadır. İşkolikler için iş genellikle salt ekonomik bir gerekliliğin ya da bir üretkenlik aracının ötesine geçer; temel bir kimlik ve anlam ve amaç kaynağı haline gelir. Bu fenomen, genellikle onaylanma, yapılanma veya kişisel sorunlardan kaçma arzusu gibi daha derin psikolojik ihtiyaçlardan kaynaklanan, mesleki başarının manevi tatminin yerine geçmesinin bir biçimi olarak anlaşılabilir.
İş neredeyse manevi bir seviyeye yükseltildiğinde, adanmışlık ve azim gibi olumlu özelliklere yol açabilir. Ancak tükenmişlik, kişisel ilişkilerin ihmal edilmesi ve yaşamdaki denge kaybı gibi zararlı etkileri de olabilir. Dinle yapılan benzetme, bu bağlılığın yoğunluğunun altını çiziyor; bazılarına iş ritüellerinin dini veya manevi uygulamaların yerini alabileceğini, başka yerlerde eksik olabilecekleri bir amaç veya topluluk duygusu verebileceğini öne sürüyor.
Üstelik modern toplumda işin ve başarının yüceltilmesi çoğu zaman bu zihniyeti güçlendiriyor. Meşguliyet ve başarı ile ilişkili sosyal onay, bireyleri öncelikle kariyerleri aracılığıyla tatmin aramaya teşvik eder. Manevi deneyimin yerine işe bu şekilde güvenme, toplumun mutluluğu ve amacı nasıl tanımladığı ve gerçek tatminin yalnızca çalışarak elde edilip edilemeyeceği konusunda soruları gündeme getiriyor.
Özünde, alıntı önemli bir kalıba dikkat çekiyor: İş, manevi veya varoluşsal anlamın yerine geçtiğinde, yaşamın diğer hayati yönlerini gölgede bırakabilir ve dar, dengesiz bir varoluşu riske atabilir. Bunun farkına varmak, mesleki başarıların yanı sıra manevi, duygusal ve sosyal boyutlara da eşit değer veren daha bütünsel bir tatmin görüşünü benimsemeye doğru bir adım olabilir.