Modellerle çalışmıyorsunuz, anatomisi olan gerçek kadınlarla çalışıyorsunuz. Modellerin anatomisi yoktur.
(You're not working with models, you're working with real women who have, like, anatomy. Models do not have anatomy.)
Bu alıntı, idealleştirilmiş temsiller ile gerçek insan karmaşıklığı arasındaki temel farkın altını çiziyor. İnsanlar modellerle etkileşime girdiklerinde (özellikle moda, fotoğrafçılık veya performans gibi bağlamlarda) genellikle gerçekliğin gösterişli, sıklıkla abartılı bir versiyonunu hayal ederler. Bu modeller, gerçek insan anatomisinin doğasında bulunan doğal çeşitlilik ve kusurları göz ardı ederek belirli estetik standartlara uyacak şekilde tasarlanmıştır. Bunun tersine, gerçek kadınlar medyada ya da ticari görsellerde tam olarak kapsanamayan ya da idealleştirilemeyen geniş bir yelpazedeki fiziksel özellikleri, biyolojik özellikleri ve kusurları bünyesinde barındırır.
Bu ayrımın farkına varmak, özellikle beden imajı, temsil ve özgünlük hakkındaki konuşmalarda çok önemlidir. Bizi, çoğu zaman göz ardı edilen veya idealize edilmiş modeller aracılığıyla yanlış sunulan, gerçek kadınların eşsiz ve özgün güzelliğini takdir etmeye sevk eder. Anatomiyi vurgulamak bize insan vücudunun karmaşık, işlevsel ve çeşitli olduğunu ve güzelliğin, ürün satmak veya ideal görüntüleri tasvir etmek için hazırlanmış modellerin belirlediği dar standartlarla sınırlı olmadığını hatırlatır.
Bu perspektif, doğal çeşitliliği onurlandıran, kendini kabul etmeyi teşvik eden ve gerçekçi olmayan standartlara meydan okuyan daha gerçek temsillere doğru bir değişimi teşvik eder. Daha geniş anlamda, bireysel fizikselliğin ve bireysel kimliğin el ele gittiğini vurgulayarak insan kimliğinin karmaşıklığına saygı gösterilmesini savunur; hiç kimse yüzü olmayan bir model değildir, onları benzersiz kılan gerçek anatomik özelliklere sahip tam bir kişidir.