Benim için tek insanlar deli olanlardır; yaşamak için deli olan, konuşmak için deli olan, kurtarılmak için deli olan... asla esnemeyen ve sıradan bir şey söylemeyen, yıldızların üzerinde örümcekler gibi patlayan muhteşem sarı Roma mumları gibi yanan, yanan.
(The only people for me are the mad ones, the ones who are mad to live, mad to talk, mad to be saved... the ones who never yawn and say a commonplace thing but burn burn burn like fabulous yellow roman candles exploding like spiders across the stars.)
Bu alıntı, dizginsiz bireyselliğin ve tutkunun kutlanışını özetlemektedir. Toplumsal sıradanlık normlarına uymak yerine, eksantrik ve cüretkar olanı kucaklayarak, kişinin kendini tamamen hayatın yoğunluğuna kaptırmasını savunur. 'Yaşamak için deli olmak' ve 'muhteşem sarı Roma mumları gibi yanmak' imgesi, canlı bir heyecan duygusu ve enerjik bir enerji uyandırıyor ve gerçekten yaşayanların tutkularını veya benzersiz bakış açılarını geri tutmadıklarını gösteriyor. Sıradan bir rahatlık yerine doyumsuz bir zevke sahiptirler, sınırları zorlarlar ve özgün benliklerini ateşli bir yoğunlukla paylaşırlar. Bu bakış açısı, gerçek tatminin riski, yaratıcılığı ve ham insan deneyimini benimsemekten kaynaklandığı fikriyle derinden yankılanıyor. Sıradan rutinlerle yetinmek yerine, tutku ve amaç ile ışıldayan hayatlar aramamız konusunda bizi zorluyor. Dahası, pişmanlık duymayan özgünlüğün, yani 'deli' olmanın, hayat macerasına gerçek bir bağlılığın işareti olarak değerinin altını çiziyor. Alıntı, 'asla esnemeyen ve sıradan bir şey söylemeyen' kişilerin güzelliğini vurgulayarak, yanlış anlaşılmak veya eksantrik olarak algılanmak anlamına gelse bile orijinalliğin, duygusal derinliğin ve öne çıkma cesaretinin önemini vurguluyor. Sonuçta bu, tutkuyla, şevkle ve yetenekle yaşamak, varoluş kozmosuna patlamadan önce yaşamın geçici parlaklığını takdir etmek için bir araya gelen bir çığlıktır.